Arama Yap
TÜRKİYE

Ahmet Atakan ''neden'' öldü?

Herkes 22 yaşındaki genç adamın hayatını nasıl kaybettiğini merak ediyor, ama en az o kadar önemli bir başka soru daha var. Ahmet ''neden'' öldü? Onu gecenin o saatinde bir apartmanın çatısına çıkaran neydi? Amcası Nevzat Atakan, Ahmet'in Abdullah Cömert'in öldürülmesinden sonra isyan ettiğini anlatıyor. Neden ortada... İsyan büyümekte...

Yaş 22, daha yolun başı. Hayatın sonunun yanına hiç uğramaması gereken bir zaman. Hak ve özgürlükler için, savaş yerine barış için sokağa çıkan, devletin ölçüsüz şiddetine karşı duran gencecik Ahmet, saniyenin onda birinde ne olduysa, kendini bir kaldırımın üzerinde buldu. 

 

Aile taziyeleri kabul ederken, Ahmet’in amcası Nevzat Atakan ile bir telefon konuşması yapıyoruz:

‘‘Gökyüzünde resmini görsem, yanına merdiven dayayıp, çıksam’’ diyor. Gencecik giden yeğenini daha çok özleyeceğini biliyor. Çaresiz.

 

‘‘Aşağı yukarı 15 metre yüksekten düşüyor yeğenim. Ama ağır bir çuval gibi. Görüntüleri defalarca seyrettik. Bana yeğenim düşerken şuuru yerinde değilmiş gibi geliyor. Düşerken hiç mi tepki gösterilmez? Acaba başına isabet eden bir şey mi oldu? Sol kulağının arkasındaki açılma, kafatasında oluşan çukur da bunu sorgulatıyor.’’


Aileden tanıklara çağrı

 

‘‘Son yarım saatini kimlerle geçirdi? Ne paylaştı onlarla? Etrafında kimler vardı? Ahmet’i gören bilen varsa, lütfen bizimle temasa geçsin.’’

 

Konuyla ilgilenen kaynaklardan aldığım bilgi, Ahmet’in düştüğü sırada çatıda birilerinin olduğu yönünde. Yani en azından bunu iddia eden bir kişi var. ‘‘Ben orada değildim, ama başkaları vardı’’ diyor. Elbette bu iddianın araştırılması gerekiyor. Şu ana kadar kimse ‘‘Oradaydım’’ diye ortaya çıkmadı çünkü. 

 

Bunlar Ahmet Atakan’ın nasıl öldüğüne dair sorular. 

 

Pekiyi Ahmet Atakan ‘‘neden’’ öldü?

 

Bu sorunun cevabını ise biliyoruz.

 

Amcası Nevzat Atakan anlatıyor: ‘‘Abdullah Cömert’tin ölümünden sonra isyan etti. ‘Ailemiz adına alanlarda ben olacağım’ dedi.’’ 

Kayıplar arttıkça Ahmet Atakan’ın da, isyanı büyüyor. Haksızlığa, adaletsizliğe, yaşam hakkına saygısızlığa, hoyratlığa, despotluğa, otoriterliğe başkaldırıyor. 

 

‘‘Ahmet bu haksızlıklara direnmek istedi. Yoksa gecenin bir saatinde hiç tanımadığı bir apartmanında çatısında ne arasın?’’ diyor amcası ve resmin bütünü gözden kaçmasın diye ekliyor:

 

‘‘Olayların bu noktaya gelmesinin sebebi de halk değil. Daha önce milletvekillerimiz bu insanların önünde kalkan oldu. Bir tampon bölge olsun, tesine polis geçmesin diye anlaşıldı. Ahmet’in hayatını kaybettiği yer, polisle milletvekillerinin belirlediği hattın 30 metre ilerisinde. Yani oraya girilmeyebilirdi. Polislerin bahaneleri olabiliyor bazen. ‘Taş atıyorlar, şişe atıyorlar’ diye. Ama bu acı durumları yaşamak için gerekçe olamaz bunlar.’’

 

Ahmet Atakan da, Ethem gibi, Ali İsmail gibi, Abdullah gibi, Mehmet gibi, Medeni gibi, adı nispeten az anılan, Ankara Kızılay’da teneffüs ettiği gaza dayanamayan dershane işçisi İrfan Tuna gibi, Metin Lokumcu gibi, Gezi olayları sırasında yine yüksekten düşen polis Mustafa Sarı gibi, iktidarın hoyratlığı nedeniyle hayatını kaybetti. 

 

Ve Ahmet’in de ölümünden sonra, isyan edenlere yenileri ekleniyor. 

Ölümlerin nedeni ortada. 

İsyan devam ediyor.

13.09.2013


SOSYAL MEDYA

Banu Güveni sosyal medyada aşağıdaki linklerden takip edebilirsiniz.
Vimeo RSS

BANU GÜVEN

Gazeteciliğe 18 yaşında başladı. Milliyet Gazetesi'nde dış haberler muhabirliği yaparken, Suriye, Filistin, İsrail ve Mısır ağırlıklı olmak üzere Ortadoğu'ya yöneldi. Haberciliğe NTV'de devam etti; haftalık programlar yaptı. 24 Saat ve 24 Artı adı altında hazırlayıp...

Projects Up, Software Solutions